Iğdır’a bağlı Karakuyu köyünde 1987 yılında dünyaya gelen Yusuf Akgün, 1992 yılında terör örgütü PKK’nın köy okulunu yakmasının ardından eğitimine ara vererek çobanlık yapmaya başladı.
Koyun otlattığı sırada Iğdır-Ağrı kara yolu üzerindeki yüksek gerilim hattı direğine çıkan Yusuf Akgün, kablolara temas etmesi sonucu akıma kapılıp ağır yaralandı. Düşerken ayağının direğe takılmasıyla hayatta kaldı.
Akgün, 2 kolunu kaybetti. Iğdır, Kars ve Erzurum’da tedavi gören Yusuf Akgün’ün sol bacağının da kesilmesi gerektiği söylendi ancak babası Yahya Akgün, kabul etmedi. Dönemin milletvekili Adil Aşırım’ın girişimleriyle Yusuf Akgün, tedavisi için Ankara’ya götürüldü.
Yusuf Akgün, maddi imkansızlıklar nedeniyle burada Çocuk Esirgeme Kurumu’na verildi. Devlet korumasına alınan Yusuf Akgün, günlük yaşamını kimseye bağımlı olmadan sürdürebilmek için kendi yöntemlerini geliştirdi.
Önce tek başına yemek yemeyi, ardından giyinmeyi ve dişlerini fırçalamayı öğrenen Akgün, eğitim hayatına Ankara’nın Pursaklar ilçesinde yeniden başladı.




