Anasayfa / Günün Haberleri / Süleymancıların gerçek yüzü: Aladağ’da örtbas edilen katliam

Süleymancıların gerçek yüzü: Aladağ’da örtbas edilen katliam


Takvimler 29 Kasım 2016’yı 30 Kasım’a bağlayan geceyi gösterirken, Türkiye, tarihindeki acı günlerden birine daha uyandı. Adana’nın Aladağ ilçesinde bir kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11’i çocuk toplam 12 canımız yaşamını yitirdi, 22 kişi ise yaralandı. Hayatını kaybeden çocukların en büyüğü ise henüz 14 yaşındaydı.

O facianın yaşandığı gece, acılı bir baba kameralar karşında şöyle feryat ediyordu:
“Benim çocuğum kayıp. Çocuğum kayıp benim. Burası Süleymancıların yurdu. Yurdu yıktılar, bizim çocuklarımızı buraya getirdiler.”

Bu yangın, dün sabah operasyon gerçekleştirilen Süleymancılara ait bir tarikat yurdunda meydana gelmişti.

YANGIN MERDİVENİ KİLİTLİ, ÇATI ÇOCUKLARIN ÜSTÜNE YIKILMIŞ

Dönemin Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, yaşanan olayı en çıplak haliyle şu sözlerle aktarıyordu:

“Yangın merdiveni, çocukların cesetlerine ulaşıldığı bölge. Tahminim, yangın merdiveninin kilitli olduğu anlaşılıyor, açamamışlar. 11-14 yaşında çocuklar. Çatı da çocukların üzerine yıkılmış. Çöken çatıda ahşap malzeme kullanılmış. Soruşturma açılacak, zafiyetler ortaya çıkacak.”

Yaralı olarak kurtulan 12-13 yaşlarındaki çocuklar ve 4 yurt görevlisi ise yaşadıklarını şöyle anlatmıştı:

“…Sonra ‘Yangın’ diye sesler duyduk. Aşağıya indiğimizde görevliler bize ‘Siz yukarı çıkın, biz yangını söndüreceğiz’ dedi.”

ZEMİN HALI, MERDİVENLER AHŞAP

Süleymancılar yurdunda çalışan bir görevli ise zeminin halı, merdivenlerin ise ahşap olduğunu belirterek, yangının üst katlara kadar yayılmasında bu durumun etkili olduğunu söyledi.

TARİKAT YURDUNA MECBUR BIRAKILDILAR

Faciayı takip eden günlerde Sosyal Haklar Derneği (SHD) aralık ayı içinde bir rapor hazırladı. Rapor, çocuklarını kaybeden sekiz aile ile çocukları yaralanan yedi ailenin beyanlarıyla oluşturuldu.

İlçede 10 yıl önce inşa edilen devlet yurdunun çürük olduğu gerekçesiyle yıkıldığı belirtilen raporda, yurttaşların iddiasına göre çürük raporunun yurda değil, yan tarafındaki lojmanlara verilmiş olmasına rağmen yurdun da yıkıldığı vurgulandı.

Raporda şu ifadeler yer aldı: Bazı aileler, söz konusu yurdu devlet yurdu zannetmektedir. Devlet yurdu yıkıldığında çocuklarının nerede kalacağını soran ailelere İlçe Milli Eğitim, bu yurdu adres göstermiştir.”

Aileler çocuklara temizlik yaptırıldığını ve bulaşık yıkatıldığını belirtirken, “Çocukların, bulaşık yıkarken elektrik şalterinin attığını yönetime bildirmesine rağmen önlem alınmadı” dedi.

YURDA ERKEK GİRMESİ YASAK DİYE BABALARA GÖRÜŞ YOKTU!

Yurda erkeklerin girmesi yasak olduğu gerekçesiyle babaların kendi kızlarını bile görmelerine izin verilmediği ve çocuklara şiddet uygulandığı belirtilen raporda, ”Her gün uzun saatler boyunca ağır din eğitiminden geçiriliyorlar. Çocuklar akşam ders çalışmak istediklerinde buna müsaade edilmiyor, hatta kimi çocuklara ’Kız çocuklarının okuması günah zaten’ deniyor” ifadeleri kullanıldı.

“ABİ BAŞINIZ SAĞ OLSUN, ÇOCUĞUNUZ YANMIŞ”

O günlerde BBC Türkçe muhabirine konuşan acılı ailenin sözleri bugün hâlâ kulaklarda çınlamaktadır. Aynı zamanda bir maden işçisi olan acılı baba, acısını şu sözlerle aktarıyordu: “Abi başınız sağ olsun, çocuğunuz yanmış, dedi muhtar. Biz orada bittik.”

Mehmet Ali Baş da çeşitli kişiler tarafından ziyaret edildiğini ve kızını söz konusu yurda yazdırması için ikna edilmeye çalışıldığını söylüyordu.

Anne Cemile ise, “Eve geldiler, yalvardılar, iyi bakarız dediler” diyerek kızının yurda hiç gitmek istemediğini anlattı ve şunları ekledi: “Çocuk gece yatıyor böğrümde, kalkıp gidiyor, ‘anam anam’ diyor, ‘dur hele beni tutma’ diyor. Kalkıp gidiyor. Zapt edemiyorum çocuğu. Orada ikisi bir olur yatırırlarmış. Koyun koyuna yatmışlar. Bana anlattı çocuk orada korktuğunu. ‘Ana korkuyorum, oradan oraya yalnız varamıyorum’ diyordu.”

PEKİ, BU ACININ YAŞANDIĞI O GECE AK PARTİ MECLİSTE NE YAPIYORDU?

Süleymancılara ait yurtta çıkan ve 11’i öğrenci 12 kişinin yaşamını yitirdiği yangın sırasında iktidar partisi, emekli akademisyen vekillerin iki kat maaş almasını öngören yasayı TBMM’den geçiriyordu.

HUKUKİ SÜREÇTE NE Mİ OLDU?

Tüm yurt yöneticilerine ceza verildi. Yurt Müdürü Sanık Cuma Ali Genç 11 yıl 1 ay 10 gün, Dernek Başkanı Sanık İsmail Uğur 12 yıl 2 ay 20 gün, Yurt Müdür Yardımcısı Sanık Mahmut Deniz 10 yıl, dernek yöneticisi sanıklar ise 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kamu görevlisi sanıklar hakkında ölüme sebebiyet verme suçundan beraat, görevi kötüye kullanma suçundan ise ceza kararı verildi.

Burada küçük bir anımsatma yapmak gerekir; vekilliği düşürülen Can Atalay, o gün bu acılı ailelerin avukatıydı.

‘CEMAATİN MENFAATİ ÖNCELENMİŞTİR’

Avukat Can Atalay, evvela yurdun kaçak olduğunu ve dosyaya bu konuda sahte belge sunulduğunu belirtmişti. Yurdun 44 yıl boyunca kaçak işletildiğini kaydeden Atalay, “Bütün kamu görevlileri bunu bilecek, sonra illiyet bağı kesildi diyeceksiniz; bu durum vicdanla dahi bağdaşmaz” demişti.

Sözlerine şu şekilde devam etmişti: “Yurt binası yıkıldı, delil karartarak şüphe yaratılmaya çalışıldı. Bulaşık yıkarken çocukların ellerini elektrik çarptığı gerçeği göz ardı edilmeye çalışıldı. Bu dosya eğitim hakkı dosyasıdır. Yoksul insanların çocuklarının eğitim alıp alamaması dosyasıdır. Savcının istediği cezalar, 11 kız çocuğu ve 1 genç kadının öldüğü bir dosya için yeterli değildir. Cemaatin menfaati öncelenmiştir, öngörmüşlerdir ve öngördükleri sonucun meydana gelip gelmemesini umursamamışlardır. Kamu görevlilerinin fiilleri ile sonuç arasındaki illiyet bağı kesilmemiştir. Kamu görevlileri etkili denetim yapmamış, tespit ettikleri eksiklikleri gidermek için hiçbir adım atmamışlardır.”

YANGININDA ÖLEN CENNET’İN GÜNLÜĞÜNDEN: ‘BEN OKURSAM KARDEŞLERİMİ DE OKUTURUM’

“Bugün okula gitmem için 8 günüm kaldı. 4. sınıfı bitirdim. 5. sınıfa geçtim. Aladağ’a Süleymancılara gidiyorum. Annem ve babam benim için her şeyi yapıyor. Benim okumam için her şeyi yapıyorlar. Ben de okumak için her şeyi yapıyorum. Eğer ben okursam kardeşlerimi de okuturum. Okumak için elimden gelen imkânları değerlendireceğim.”

Bugün üzerinden tam 10 yıl geçti. Süleymancılara ait o yurtta yanarak can vermeseydi, Cennet belki de bugün üniversite sıralarından bizlere sesleniyor olacaktı.

Süleymancılara operasyon haberini ilk duyduğumda aklıma gelen bu olayı bir de Ece Ayhan’ın dizeleriyle de anlatabilirim belki…

MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

-Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:

-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor

Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:

Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik

Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:

Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:

Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında

Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır

Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

Siz şimdi Süleymancıların malına mülküne çökülmesini, muhalefete destek vermesini konuşadurun… Biz, çocuklarını tarikatların eline hapseden karanlığı konuşalım.

Ve o büyük devrimi, 1925 yılında laikleşmeyi sağlamak amacıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla gerçekleştirilen Türk İnkılabı’nı unutmayın:
Tekke ve zaviyeler kapatılsın!

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir