Yedi yaşında Sierra Morena dağlarına bırakıldı. Kendisine bakan çoban öldükten sonra, yıllarca insanlardan uzakta yaşadı, bir kurt sürüsüyle yakınlık kurdu. 17 yaşında bulunduğunda hayvan derileri içindeydi ve konuşmakta zorlanıyordu. Hayatı filme ve belgesele konu olan İspanya’nın ünlü “kurt çocuğu” Marcos Rodríguez Pantoja, 80 yaşında hayatını kaybetti.
Cordopolis’in haberine göre, insan toplumuna uyum sağlamakta yıllarca zorlanan Marcos, hayatının son döneminde aradığı topluluğu küçük bir Galiçya köyünde buldu.
7 YAŞINDA DAĞLARA GÖNDERİLDİ
İspanyol Cordópolis gazetesinin özel haberine göre, Marcos Rodríguez Pantoja 1946’da Córdoba’nın Añora kasabasında dünyaya geldi. Çocukluğu savaş sonrası İspanya’nın ağır yoksulluk koşullarında geçti. Annesi doğum sırasında öldü, babası yeniden evlendi. Aile geçimini kömür yaparak sağlamaya çalışıyordu. Marcos henüz yedi yaşındayken babası tarafından, Sierra Morena’daki toprak sahiplerine verildi. Oradan da dağlarda yaşayan yaşlı bir keçi çobanının yanına gönderildi. Çoban ona ateş yakmayı, su ve yiyecek bulmayı, bitkileri tanımayı ve hayvanlara bakmayı öğretti. Ancak çobanın ölümüyle küçük çocuk dağlarda tek başına kaldı.
İNSANLARIN YERİNİ KURTLAR ALDI
Marcos’un hayatının olağanüstü bölümü bundan sonra başladı. Cordópolis’in aktardığına göre, yıllarca dış dünyayla hemen hiçbir teması olmadan Sierra Morena’nın vahşi doğasında yaşadı. Hayvanların seslerini taklit etmeyi, doğada yiyecek bulmayı ve kendisini korumayı öğrendi.
Özellikle bir kurt sürüsüyle yakın ilişki kurdu. Marcos yıllar sonra o günleri anlatırken hayvanları “ailesi” olarak gördüğünü ve onların kendisine hiçbir zaman zarar vermediğini söyleyecekti.

KONUŞMAKTA GÜÇLÜK ÇEKTİ
Marcos’un dağlardaki hayatı 17 yaşında sona erdi. Jandarma tarafından bulunduğunda, hayvan derileri giyiyor, yalınayak dolaşıyor ve normal biçimde konuşmakta güçlük çekiyordu. Ancak asıl zorluk bundan sonra başladı.
Doğada tek başına hayatta kalmayı öğrenmişti ama, insanların dünyasına nasıl uyum sağlayacağını bilmiyordu. Cordópolis’e göre yeniden konuşmayı, giyinmeyi, yemek yemeyi ve günlük toplumsal yaşamın kurallarını öğrenmek zorunda kaldı.
DAĞLARDA DEĞİL, İNSANLARIN ARASINDA ZORLANDI
Marcos daha sonra duvar ustalığı yaptı; Madrid, Fuengirola ve Mallorca dahil İspanya’nın farklı bölgelerinde yaşadı ve askerlik hizmetini tamamladı.
Ancak toplumdan yıllarca uzak kalmasının sonuçlarını hayatı boyunca taşıdı. Para ve sosyal ilişkiler konusundaki deneyimsizliği nedeniyle kandırıldı, dolandırıldı ve istismar edildi. İnsanların kurallarını anlamak, onun için Sierra Morena’da hayatta kalmaktan bile daha zor hale geldi.
Marcos’un hikâyesini inceleyen antropolog Gabriel Janer Manila ise olayın yalnızca “kurtlarla yaşayan çocuk” öyküsü olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Araştırmalarında Marcos’un dağlarda yalnız kalmasının arkasındaki aşırı yoksulluk ve aile içi şiddet koşullarına da odaklandı.
HAYATI FİLM OLDU
Marcos’un hikâyesi yönetmen Gerardo Olivares’in dikkatini çekti. Olivares, Marcos’un izini sürerek onu Galiçya’nın Ourense bölgesindeki Rante köyünde buldu. Bu karşılaşma daha sonra sinemaya taşındı.
Marcos’un hayatı, Juan José Ballesta’nın başrolünü oynadığı “Entrelobos – Kurtlar Arasında” filmine konu oldu. Marcos da filmin yapımında danışmanlık yaptı ve kurtlarla gerçekleştirilen çekimlerde ekibe yardımcı oldu.
Olivares daha sonra bir belgeselle hikâyenin ikinci bölümüne odaklandı: Kurtlarla büyüyen bir çocuk yetişkin olduğunda insan toplumuna nasıl geri döner?
Yönetmen, Marcos’la film için tanıştığı günden ölümünden birkaç gün öncesine kadar, iletişimini sürdürdü.

SONUNDA KÖYÜNÜ BULDU
Marcos’un yıllarca süren aidiyet arayışı hayatının son döneminde sona erdi. Galiçya’daki Rante köyüne yerleşti. Burada artık “kurt çocuk” olmaktan çok köyün sıradan sakinlerinden biriydi. Komşularıyla yakın ilişkiler kurdu, çevresindeki insanlar ona sahip çıktı. Yerel okullara giderek çocuklara hayatını anlattı ve konuşmalar yaptı.
Yönetmen Gerardo Olivares, Cordópolis’e Marcos’un sonunda toplum içinde kendisine bir yer bulduğunu şöyle anlattı:
“Marcos topluma hiçbir zaman uyum sağlayamamış bir adamdı, ama sonunda başardı.”
Olivares’e göre hayatının son yıllarında mutlu olmuştu:
“Köyünde yaşadı, komşuları tarafından çok desteklendi. Çok seviliyordu.”
CENAZESİNE 300’DEN FAZLA KİŞİ GELDİ
Marcos son günlerinde palyatif bakım görüyordu. Olivares onunla son kez ölümünden birkaç gün önce konuştu.
Marcos’un yıllar önce insanlardan tamamen kopuk başlayan hikâyesinin sonu ise dikkat çekiciydi.
Cordópolis’teki habere göre cenazesine 300’den fazla kişi katıldı.
Çocukluğunda ailesini kaybetmiş, insanlardan uzakta kurtlarla yaşamış, toplum içine döndüğünde yıllarca kendisine bir yer bulamamıştı. Ama 80 yaşında öldüğünde çevresinde bir köy dolusu insan vardı.
Yönetmen Gerardo Olivares’in sözleriyle:
“Çok seviliyordu ve inanıyorum ki son yıllarını mutlu bir şekilde yaşadı.”

MARCOS TEK DEĞİL
Marcos Rodríguez Pantoja’nın hikâyesi olağanüstü ama tek değil. Tarih boyunca insanlardan uzun süre uzak yaşayan ya da ağır biçimde izole edilen çocuklara ilişkin çok sayıda anlatı ortaya çıktı. Ancak araştırmacılar önemli bir uyarı yapıyor: “Hayvanlar tarafından büyütülen çocuk” hikâyelerinin önemli bir bölümü sonradan abartılmış, kanıtlanamamış veya tamamen uydurma çıkmış durumda.
FRANSA’NIN ‘VAHŞİ ÇOCUĞU’: VICTOR
En ünlü ve en iyi belgelenmiş örneklerden biri Aveyronlu Victor. Yaklaşık 1800 yılında Fransa’nın güneyindeki ormanlarda bulunan Victor, konuşamıyor ve insanlarla ilişki kurmakta büyük güçlük çekiyordu.
Doktor Jean-Marc-Gaspard Itard yıllarca Victor’u topluma kazandırmaya ve ona dil öğretmeye çalıştı. Bu çalışmalar daha sonra çocuk gelişimi ve dil edinimi tartışmalarının önemli vakalarından biri haline geldi. François Truffaut, Victor’un öyküsünü 1970 yılında “L’Enfant sauvage – Vahşi Çocuk” adıyla sinemaya taşıdı. Truffaut filmde doktor Itard’ı da kendisi oynadı. Fransız Sinemateki, filmin gerçek Victor vakasına ve Itard’ın kayıtlarına dayandığını belirtiyor.
GENIE
ABD’de 1970 yılında ortaya çıkarılan “Genie” vakası biraz farklıydı. Genie hayvanlarla yaşamamıştı; çocukluğu boyunca son derece ağır biçimde insanlardan izole edilmişti.
Bulunduğunda 13 yaşındaydı ve dil gelişimi son derece sınırlıydı. Vaka, özellikle çocukların dili hangi yaşlara kadar öğrenebildiği tartışmalarında bilim insanlarının ilgisini çekti.
Genie’nin hikâyesi 1994 yapımı “Secret of the Wild Child” belgeseline ve 2001 yapımı “Mockingbird Don’t Sing” filmine konu oldu.
KASPAR HAUSER
Bir başka ünlü örnek Kaspar Hauser. 19. yüzyıl Almanyası’nda ortaya çıkan Hauser, yıllarca insanlardan izole tutulduğunu ileri sürmüştü.
Onun esrarengiz hikâyesini Werner Herzog 1974 yılında “The Enigma of Kaspar Hauser” adıyla sinemaya taşıdı. Ancak Kaspar Hauser vakasının gerçekliği ve anlattıklarının ne ölçüde doğru olduğu hâlâ tartışmalı.
TÜRKİYE’NİN TARZANI DA SİNEMAYA KONU OLDU
İspanya’nın “kurt çocuğu” Marcos’un birebir benzeri Türkiye’de yok. Ama doğayla sıra dışı ilişkisiyle tanınan Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi var.
ŞEHRİ AĞAÇLANDIRDI
1899’da doğan Ahmet Bedevi, Kurtuluş Savaşı’na katıldı ve İstiklal Madalyası aldı. Daha sonra Manisa’ya yerleşerek hayatını kentin ağaçlandırılmasına adadı. Spil Dağı’nda yaşıyor, şehirde yaz-kış şortla dolaşıyordu. Halk da ona “Manisa Tarzanı” adını verdi. Manisa Valiliği’nin verdiği bilgilere göre Bedevi binlerce ağaç dikti ve yetiştirdiği ağaçlara “çocuklarım” diyordu.
Ahmet Bedevi’nin hayatı 1994’te “Manisa Tarzanı” adıyla film oldu. Orhan Oğuz’un yönettiği filmde Bedevi’yi Talat Bulut canlandırdı. Yapım, aynı yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde üçüncülük, Nuray Oğuz ise En İyi Senaryo Ödülü aldı.
Marcos’tan önemli bir farkı vardı: Ahmet Bedevi çocukken toplumdan kopup vahşi doğada büyümemişti. Doğaya yakın yaşamayı yetişkinliğinde kendisi seçmişti.
Odatv.com






